İçeriğe geç

BAROLARDAN ARAMAYA TEPKİ

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Avukat Erinç Sağkan,TBB Genel Sekreteri Avukat A. Erdem Ekmekçi ve çok sayıda baro başkanının katılımıyla Denizli Barosu Hizmet Binası önünde basın açıklaması yapıldı. TBB Başkanı Avukat Erinç Sağkan, Denizli Barosu'nun hizmet binasına girilmesine gerekçe oluşturan delillerin neler olduğunun ortaya konulmasını istedi.

Haber Merkezi
Twitter Facebook WhatsApp Telegram
Yayınlanma: Haziran 18, 2026 - 16:53:19 Güncelleme: Haziran 18, 2026 - 16:53:20

Denizli İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı narkotik ekipleri tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında, dün Denizli Barosu mensubu 12 avukat gözaltına alınırken, söz konusu avukatların ev ve işyerleri ile Denizli Barosu Hizmet Binasında aramalar gerçekleştirilmişti. Dün 12 avukatın tamamı serbest bırakılırken, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Avukat Erinç Sağkan,TBB Genel Sekreteri Avukat A. Erdem Ekmekçi ve çok sayıda baro başkanının katılımıyla Denizli Barosu Hizmet Binası önünde basın açıklaması yapıldı.

“MESLEĞE YÖNELİK SALDIRI”

Denizli Barosu Başkanı Ufuk Kök, dün şahsıyla ve 11 meslektaşıyla ilgili yürütülensoruşturma kapsamında Denizli Barosu Başkanlığı’nda bir arama yapıldığını ifade ederek, “Bu, avukatlık mesleğine yapılmış bir saldırıdır. Bu, avukatlık mesleğini itibarsızlaştırmak için yapılmış organize bir harekettir. Sayın Birlik Başkanım da açıklama yapacak. Denizli Barosu yalnız değildir. Denizli Barosu’na yapılmış olan bu, şahsımla ilgiliolan bir meseleyle ilgili yapılan arama, aslında tüm avukatlara ve savunmaya yapılmış bir hamledir.” dedi.

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Avukat Erinç Sağkan,TBB Genel Sekreteri Avukat A. Erdem Ekmekçi ve çok sayıda baro başkanının katılımıyla Denizli Barosu Hizmet Binası önünde basın açıklaması yapıldı. TBB Başkanı Avukat Erinç Sağkan, Denizli Barosu'nun hizmet binasına girilmesine gerekçe oluşturan delillerin neler olduğunun ortaya konulmasını istedi.

SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA MEVZUATA UYGUN YÜRÜTÜLMELİ

TBB Başkanı Erinç Sağkan da, dün yürütülen bir soruşturmayla ilgili olarak bazı unsurları kamuoyu ile paylaşmak üzere burada olduklarını belirterek, şunları söyledi:

* Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki; hiçbir suç isnadının örtbas edilmesini, cezasız kalmasını, göz yumulmasını ceza adalet sistemi kabul etmez. En başta barolar ve avukatlar kabul etmez. Türkiye Barolar Birliği kabul etmez.

* Yıllardır bu ülkede barolar ve Türkiye Barolar Birliği olarak cezasızlık algısıyla mücadeleyi, cezasızlıkla mücadeleyi en temel vazifelerimizden birisi olarak gördük. Bunun için uğraş verdik, çabaladık, hukuk kurumları olarak… Tabii ki bununla birlikte, yürütülen soruşturma süreçlerinin ve kovuşturma süreçlerinin iç hukukumuza, ulusal ve uluslararası mevzuata, evrensel hukuk kurallarına uygun yürütülmesini talep etmek ise bir ayrıcalık istemek değil, tam aksine hukuk devleti olmanın gereğidir.

* Haliyle tüm süreçlerin, bu isnatlarla ilgili olarak adil yargılanma hakkı başta olmak üzere, lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesi gibi insan onurunu temel alan unsurlar göz önüne alınarak yapılması zorunluluğunu hatırlatmak da bizlerin en temel görevleri arasındadır”

“ÇOK SAYIDA HUKUKA AYKIRILIKLAR VAR”

Maalesef dünkü soruşturma yöntemiyle ilgili olarak çok sayıda hukuka aykırılıkların bulunduğunu ifade eden Sağkan, “Bunu üzülerek ifade ediyorum. Çünkü soruşturma sürecinde yürütülen uygulamaların hukuki aykırılığı, o soruşturmaları en başta adil yargılanma ilkesine aykırı hale getirmektedir ve dün bu yaşanmıştır.

Dün bu yaşananları kısaca sizlerle paylaşmak istedim. 12 avukatın gözaltıyla başlayan sürecin kişisel nitelikli bir suç isnadıyla yürütüldüğünü görüyoruz. Ancak bu kişisel nitelikli suç isnadına rağmen kişilerin meslek faaliyetleri, yani avukat oldukları, kişisel nitelikli bu suç isnadına rağmen kişilerin barodaki görevlerinin öne çıkartılarak basına, bazı basın yayın organlarına sızdırıldığına şahit olduk.

Tabii ki kimsenin layüsel olmadığını, kimsenin hukukun üstünde olmadığını altını çizerek vurgulamakla birlikte şu soruyu sormanın da hakkımız olduğunu düşünüyoruz: Soruşturma dosyasındaki suç ispatına baktığımızda, kişilerin özellikle avukat olduğunun vurgulanması bu soruşturmaya nasıl bir anlam katmaktadır? Ne kazandırmaktadır? Kişilerin barodaki görevlerinin ısrarla vurgulanmasının bu soruşturmanın etkinliğine nasıl bir faydası bulunmaktadır? Bunların cevaplanması gerektiği kanaatindeyiz.” diye konuştu.

KISITLILIK KARARININ HUKUKİ GEREKÇESİ YOK

Hukuka aykırılıkların bununla sınırlı kalmadığını söyleyen Sağkan, “Bu soruşturmada bir kısıtlılık kararı olduğunu öğrendik. Soruşturmada kısıtlılık kararları tabii ki alınabilir. Soruşturmanın daha etkin yürümesi ve bu anlamda hem soruşturmanın sonucuna dair delillerin karartılmasının engellenmesi, hem de şüphelilerin haklarının savunulması bakımından bu kısıtlılık kararları dönem dönem doğru şekilde uygulanabilir. Ancak baktığımızda, buradaki suç isnadı ve dosyadaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, kısıtlılık kararının alınmasına dair hiçbir hukuki gerekçenin bulunmadığını önemle ifade etmek istiyorum”

KISITLILIK KARARINA RAĞMEN…

Dosyadaki kısıtlılık kararına rağmen arama esnasındaki görüntülerin, bulunduğu iddia edilen bazı materyallerin basına sızdırıldığını, sosyal medya ve basın yayın organları tarafından da paylaşıldığını dile getiren Sağkan şu ifadeleri kullandı:

* Kısıtlılık kararında, bırakın şüphelilerin lekelenmeme hakkının, masumiyet karinesinin gözetildiğini, tam aksine soruşturma sürecinde elde edildiği iddia edilen bazı materyallerin basın üzerinden kamuoyuna servis edildiğine şahitlik ediyoruz.

* Avukatlar dosyada ne olduğunu göremezken, sosyal medya üzerinden kamuoyunun dosyayla ilgili bazı iddialara vakıf olduğunu görüyoruz. Ve böyle bir dosyada adil yargılanma hakkından bahsedeceğiz, öyle mi? Böyle bir dosyada şüphelilerin insan onurunun korunduğundan bahsedeceğiz, öyle mi?

SOMUT VE İNANDIRICI DELİLLERİNİZİN ELİNDE BULUNMASI GEREKİR

Arama ve el koymanın soruşturma süreçlerinin en önemli unsurlarından olduğunu, suçun niteliğine göre de kişilerin evlerinde, iş yerlerinde, araçlarında aramalar yapılabileceğini, ceza muhakemesi usulüne ve evrensel kurallara uygun şekilde yürütülmesi kaydıyla bunun son derece doğalollduğunu belirten Sağkan, Denizli Barosunda yapılan aramaya dair şunları söyledi:

* Bu hizmet binasına eğer girilmek isteniyorsa, o zaman tabii ki elinizde sadece bir iki ihbarla değil, çok daha somut verilere sahip olmanız gerekir. Eğer baronun kurumsal makamında bir arama yapmaya niyetleniyorsanız, sadece beyanla yetinemezsiniz.

* Bu beyanın çok daha ötesine geçen kesin, somut ve inandırıcı delillerinizin elinde bulunması gerekir. Biz şimdi Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan, Denizli Barosu’nun hizmet binasına girilmesine gerekçe oluşturan delillerin neler olduğunun ortaya konulmasını bekliyoruz. Merakla bekliyoruz bunu.
* Bu aşamada şunu çok açıklıkla ifade edeyim. Denizli Barosu’nun hizmet binasındaki köpeklerle birlikte yapılan arama ve o görüntüler, maalesef arama uygulamasının delile ulaşma aracı olmaktan çıkıp bir baroyu itibarsızlaştırma aracı haline getirilmesinin çok somut örneğidir. Denizli Barosu’nun hizmet binasında bir şey arıyorsanız, orada adil yargılanma hakkına saygıyı bulursunuz.

* Bu baronun hizmet binasında bir arayış içerisindeyseniz, orada 86 milyonun adalete erişim hakkı için mücadele kararlılığını bulursunuz. Denizli Barosu’nun hizmet binasının içerisinde bir şey arıyorsanız, orada mağdurun yanında, hukuksuzlukların karşısında dimdik duran bir meslek örgütü bulursunuz. Başka da hiçbir şey bulamazsınız.”

ADİL YARGILANMA İLKELERİ ESAS ALINMALI

Sağkan, “Barolar ve avukatlar olarak, kimsenin layüsel olmadığının, hukukun üstünde olmadığının altını çiziyoruz. Ancak soruşturma süreçlerinin ve yeterli şüphe elde edilirse yürütülecek olan kovuşturma süreçlerinin, adil yargılanma ilkeleri esas alınarak yürütülmesini talep etmenin bir ayrıcalık değil, hukuk devleti olmanın gereği olduğunu tekrar hatırlatır, bu sürecin hukuka uygun yürütülmesinin takipçisi olacağımızı da buradan tekrar ifade etmek isterim.” ifadelerini kullandı.

Denizli Barosu Başkanı Kök de, Birlik Başkanına, buraya gelen diğer baro başkanlarına, meslektaşlarınateşekkür ederek, “Nerede ne konuşursam konuşayım, konuştuğum kimi ya da kimleri rahatsız ederse etsin, ben ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda yürümeye devam edeceğim. Bunları da söylemeye devam edeceğim. Mücadele etmeyi de hiç bırakmayacağım” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir